+90 (212) 347 24 25

Benim de anlatacaklarım var!

Günümüzde Beyoğlu ilçe sınırları içinde kalsa da, tıpkı Pera ve Şişli bölgesi sakinleri gibi Beşiktaşlıların da 19. yüzyıl sonlarından itibaren dönem dönem açık havada gezinmekten ve Boğaziçi’ni seyretmekten keyif aldıkları alanlardan biri, Gümüşsuyu’ndaki Taksim Bahçesi’ydi.

Taksim Suyu Tesisleri’nin deposu ve makseminin yaptırıldığı 1732 itibariyle Taksim ismiyle anılmaya başlayan bölge, 1806’da inşası tamamlanan Topçu Kışlası’nın yapımına kadar halk tarafından geniş bir gezinti ve rekreasyon alanı olarak kullanılırdı. Aslında kışlanın yapımı alanın bu işlevini kaybetmesine neden olmadı fakat buranın gitgide sınırları daha belli bir meydana dönüşümünün temelini atmış oldu. Charles Pertusier’nin 1817, Antoine Ignace Melling’in 1819 tarihli gravürleri, o yıllarda halkın Boğaziçi’ne nazır bu alandaki eğlence, dinlence ve gezintilerini tasvir eden önemli belgelerdi. Alanın bu işlevi 20. yüzyılda da yaşamayı sürdürürken, çevresi gitgide konutlaşsa da İstanbullular Taksim’de buluşmaya ve gezinmeye devam etti.

Taksim Kışlası, İstanbul’un İşgal Yılları haricinde, 1913’ten 1940’a kadar ortasına kurulan spor sahasındaki müsabaka ve gösterilerle İstanbulluların başka bir buluşma mekanı oldu. Taksim Meydanı’nın ve ona eklemlenecek İnönü Gezisi’nin planlı şekilde tasarımı ve hizmete girişi ise Cumhuriyet döneminde gerçekleşti. Yeni rejimin ilk yıllarında Ankara’ya yaptığı kentleşme yatırımlarının ardından sıra İstanbul’a gelince, 1933’te belediye tarafından bir yarışma düzenlendi. Önce bu yarışmaya, ardından 1935’te kentin planlamasını yürütmek üzere ülkeye davet edilen Fransız Şehir Plancı Prof. Henri Prost, bir yandan tarihi ve doğal sitleri koruyacak, diğer yandan modern bir metropolün temelini oluşturacak planını uygulamaya soktu. Bu planda geniş parklar, gezinti yolları, meydanlar, bulvarlar ve spor sahaları önemli bir yer teşkil ediyordu. Kentte düzenlenecek büyük parklardan biri, Taksim’deki İnönü Gezisi ile ona Maçka-Dolmabahçe arasında eklemlenecek çok işlevli 2 No.lu Park olacaktı.

Taksim Kışlası’nın yıkılmasıyla ortaya çıkan yeni alanda, Prost’un hazırladığı plana göre Taksim Meydanı’na bakan anıtsal bir teras, terasın ardında kuzeye doğru uzanan geometrik düzende bir gezi parkı ve son olarak Taksim Bahçesi yer alacaktı. Aslında Taksim Bahçesi, bölgedeki Katolik ve Protestan mezarlıklarının Feriköy tarafına taşınmasının ardından 1870'de oluşturulmuş fakat zaman içinde atıl halde kalmıştı. Yeni kompleksin güney cephesindeki teras, meydandaki törenleri izlemeye el verecek basamaklardan oluşacak, İnönü Gezisi adı verilen bölüm ise dönemin çağdaş gezinti ve rekreasyon alanlarından biri olacaktı. Yeşillikler içindeki Taksim Bahçesi ise 1939’da inşa edilen Taksim Belediye Gazinosu ile birlikte keyifli bir buluşma, yeme içme, toplanma, eğlence ve kutlama etkinliklerine ev sahipliği yapacaktı. Zaten bu kompleksin devamı niteliğindeki ve bir yaya köprüsüyle ulaşılabilen 2 No.lu Park da, bünyesindeki Açıkhava Tiyatrosu, Spor ve Sergi Sarayı ve İnönü Stadyumu’yla çok işlevli bir bütünü tamamlamaktaydı.

Taksim Bahçesi ve İnönü Gezisi, 20. yüzyılın ikinci yarısında çevresi hızla beton binalar ve yoğun bir araç trafiğiyle sarılsa da, her şeye rağmen özgün yapısını korumayı başardı. Anıtsal terasının önü yıllar içinde İETT terminaline dönüşse de, bahçe tarafındaki gazinosu 60’lı yıllarda yıkılıp yerine büyük bir otel inşa edilse de, kentin kalabalığı ve kozmopolitliği içinde zaman zaman tekinsiz bir alan haline gelse de, yeşil dokusuyla yolu buraya düşen İstanbullulara keyifli bir mola noktası olmayı sürdürdü.

İnönü Gezisi veya yakın dönemlerde anılan ismiyle Taksim Gezi Parkı, 2013 Mayıs’ında büyük olaylarla sahne oldu. Gezi Parkı Olayları olarak kayıtlara geçen toplumsal olayların temelinde, 1940’ta yıkılan Topçu Kışlası’nın parkın olduğu alana yeniden inşa edilmesi yönündeki girişimler vardı. 27 Mayıs 2013 gecesi parkta gerçekleşen bazı yıkımların ardından, çeşitli sivil toplum kuruluşlarından, siyasi partilerden, meslek odalarından ve taraftar gruplarından yurttaşlar parka akın ederek bu yıkım faaliyetlerinin durdurulmasını talep eden gösteriler düzenlendi. Ne var ki, dönemin hükümeti alınan karar ve faaliyet planı hakkında geri adım atmayınca olaylar şiddetlendi ve ülke geneline yayılan hükümet aleyhtarı protestolara dönüştü. Mayıs sonunda başlayıp, neredeyse eylül ayına kadar devam eden bu kitlesel olaylarda zaman zaman emniyet güçleri ile göstericiler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı, birçok kişi gözaltına alındı ve tutuklandı, kimileri ise vurularak, dövülerek veya biber gazına maruz kalarak yaralandı ve hayatını kaybetti.

Bir mesire alanı olarak kullanımı 18. yüzyıla kadar uzanan bölge, geçirdiği tüm kentsel ve mimari düzenlemelere, maruz kaldığı çarpık şehirleşmeye ve yakın dönemde sahne olduğu siyasal olaylara rağmen, günümüzde hâlâ kentin tarihi merkezlerinden birinde ve Beşiktaş’ın hemen yanı başında yaşamaya devam ediyor.

Cânâ Bilsel, İmparatorluk Başkentinden Cumhuriyet'in Modern Kentine Henri Prost'un İstanbul Planlaması 1936 - 1951 (İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2010).
Sena Yapar, Modernleşme Projesinin Mekanı: Taksim Belediye Gazinosu (1939-1967) (İstanbul: Libra Kitapçılık, 2018).
Taksim, İstanbul’un Kalbi Sergisi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, kür. Ekrem Işın, Catherine Pinguet, 2014.

Fotoğraflar, Belgeler, Kupürler